28 Aralık 2014 Pazar

Yeniden; Yeni Umutlarla Merhaba.... :)



Uzun bir ara verdikten sonra tekrar merhaba ;
Bu geçen zana zarfında aslında çok uzun da değil ama bir takım yenilikler oldu hayatımda...
En büyük yenilik tekrar çalışmaya başlıyor olmamdı şüphesiz ve her ne kadar acaba Crohn müsade edecek mi diye düşünürken; iş hayatında 5. ayımı bitirdim.
Evde kaldığım zamanlarda yaşadığım  stresle , çalışmaya başladıktan sonra ki stresi kıyaslayacak olursam ;gerçekten çalışmak hastalığın vermiş olduğu stresi de gözönünde bulunurunca daha az stresli ve daha motive edici geldi diyebilirim.
Humiraya devam ediyorum,ek ilaç kullanmıyorum,zaman zaman ağrılarım olsa da daha zinde hissediyorum.Yeme -içme alışkanlıklarım bile değişti.Çok kilo almadım,extradan vermedimde...Ocak ayında yapılacak genel kontrollerden sonra umarım herşey daha yolunda gidecek..Rutin kontrollerde kısa süre yaşadığım kansızlığı saymazsak kan değerlerim oldukça iyiydi..Ev de kaldığım zamanlarda yaşadığım bunalım ciddi anlamda bana zarar veriyormuş bunu anladım..Zamanın hızla geçip gitiğini,geçen zaman da ne yaşandıysa geride kaldığını  ve artık yeni birşeyler yapmak gerektiğini anladım...
Artık daha çok hayal kuruyorum,yapmak istediklerim çoğaldı,yapabildiklerim çoğaldı,kendime güvenim arttı,Crohn' u eskiden günde bir kaç kez anıyordum ,şimdi hemen hemen iğne günümden iğne günüme hatırlıyorum..İşleyen demir pas tutmaz ya,sanırım bu deyim biz ve bizim gibiler için daha geçerli.
Her ne olursa olsun hayata sımsıkı tutunmak; bize verilen herşeye ,gücümüz yettiğince, iyisine de, kötüsüne de, her halükarda nefes almaya devam ettiğimiz sürece, kendimize inanarak yaşamak inanın çok şeyi değiştiriyor...Bu durum hem bizi hem de çevremizdekileri olumlu bir şekilde etkiliyor.
Hemen herkesin yapabileceği bir iş mutlaka vardır,bir yerlerden başlamak lazım değil mi?         

6 Haziran 2014 Cuma

Bahar Alerjisi ve Gribal Enfeksiyonlara Dikkat !



Bu aralar bahar alerjileriyle başım epey bi dertte.Normalde kendimi çok şükür önceki yıllara göre daha iyi hissediyorum.Ancak Crohn hastalığında  kullandığımız bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar sebebiyle  çeşitli enfeksiyonlara  yakalanmamız normal insanlardan daha fazla.Şu sıralarda  bende inatçı bir alerjik rinit sözkonusu. Humira da 6. aya girildi ve bu ikinci vaka :) 
Bu sene özellikle geçtiğimiz kış iç ve batı bölgelerde yağmayan kar sebebiyle grip ,nezle vb hastalıklara sebep olan virüsler malesef   temizlenemediği için    bu hastalıkların sıklıkla yaşandığını söylüyor uzmanlar.Ve biz crohnluların daha dikkatli olması gerekiyor.Velhasıl eğerki Humira ya da benzer türevde ilaç kullanıyorsanız ve bu hastalıklardan birine maruz kalıp ateşlenmeniz sözkonusu olmuş ise bir doz atlamanız gerekebilir. Bu sebeple doktorunuzla yakın iletişim halinde olmanız gerekiyor.Hastalığınızı daha çabuk atlatmanız için  size uygun ilaç ve tedavi yöntemi konusunda yardımcı olacaktır.Çeşitli alerjenlerinde sebep olduğu hastalıkların yakın takibi sözkonusu olacabilir.Ayrıca hastalığımızdan dolayı ek önlemler almamız gerekebilir.Özellikle,kan yapıcı besin maddeleri,B12 vitamini,D vitamini,çinko ve magnezyum gibi vitamin ve mineralleri eczanede bulunan güvenilir multivitamin kompleksleri ile  alabilirizBen şu aralar keçiboynuzu özü  kullanıyorum.Keçiboynuzu  pekmezinden daha iyi olduğu   ve sadece eczanelerde satıldığını öğrenince hemen   alıp kullanmaya başladım.İnşaAllah  faydasını görürüm:)Yine dokunmayan meyve sebzeleri sıklıkla tüketmekte fayda var. Alerjisiz günler dilerim hepimize :)

4 Haziran 2014 Çarşamba

Engelli olmak ya da olmamak , işte bütün mesele bu !

Kimse kimsenin derdini aynı derde düşmeyince anlamaz...
Anladığınızı zannedersiniz ancak yanılırsınız.Denemek isterseniz size bir metod önerebilirim.Her zamanki günlük yaşantınızdaki planınıza ve programınıza yani rutininize devam edeceksiniz.Tek bir farkla  -tabi cesaretiniz varsa-,şuan için birkaç seçenek sunarak başlayalım başkalarının derdini anlayıp anlamadığımız gerçeğine ulaşmak için.
  • Seçenek 1: O gün günün ilk ışıklarını dahi görmemeniz için akşamdan gözünüze siyah bir bant çekeceksiniz ve güne öyle  başlayacaksınız.Günlük hiç bir rutininizi ertelemeden,aynı tempoda işinizi, evinizi ve  diğer bütün yapacaklarınızı gün bitipte tekrar yatağa geçene kadar ,gözlerinizde ki herşeyi görmenize engel olan o bantla sürdüreceksiniz.
  • Seçenek 2: Bir yakınınız vasıtasıyla olabilir bir tekerlekli sandalye temin edeceksiniz.Sabah yatağınızdan kalkma girşiminizle birlikte o günki hayatınız her zamanki tarzınızla aynı şekilde ama tekerlekli sandalye üzerinde devam edecek.Gün bitip de yatağa geçene kadar.
  • Seçenek 3: Şimdi   ihtiyacımız olan malzemeler,duymamıza engel olacak şekilde kulak tıkacı ve konuşmamıza engel olacak şekilde bir  bant.Ne yapacağınızı az çok kestirdiniz değil mi?Şimdi sabah kuşların sesini dahi duymamanız,alarmını kurduğunuz saatin zilini duyup kapatma mücadelesine girişmemeniz için akşam yatağa girerken kulak tıkaçlarımızı takıyoruz.Sabah uyanabilirseniz ilk iş ağzımızı kapatmak olmalı öyle konuşamıyoruz.Ve yine tüm günü bu şekilde akşam yatağa girene kadar hiç bir rutinimizi bozmadan tamamlıyoruz.
  • Seçenek  4: Sabah uyandığınız da hareketsiz olmanız için akşamdan kollarınızı ve bacaklarınızı bir yakınınıza sıkı sıkı bağlatarak yatıyorsunuz.Sabah uyandığınızda o gün yapacaklarınızı akşama kadar  hayal edip  her zaman ki uyuma saatinize kadar öylece kalıyorsunuz.

Gördüğünüz gibi seçenekler çoğaltılabilir.Engeller artırılabilir.Bunlar sadece empati yapmanızı ve engelli     dostlarımızı daha iyi anlayabilmek için uygulanabilecek metodlardı.Bizim onları anlayabilmek adına empati yapmaya çalışarak uygulayacağımız bu metodlar onlar tüm yaşamı.

Emin olun bizden daha mutlular,umutlular. Birçok örneğini gerek günlük yaşantımızda gerekse medya aracılığıyla görebiliyoruz.
Bütün bunları yazmamda ki asıl neden geçtiğimiz günler de  engelli iş arayışı içinde olarak gittiğim iş-kur da yaptığım başvuru sonrasında yaşadıklarımdan kalan izlerdi.Benim yukarda saydığım gibi bir engelim yok.  Hastalığım sebebiyle almış olduğum rapordan daha önceki yazılarımda bahsetmiştim.En çokta rapor almaya çalışırken yaşanılanların içler acısı halinden     bahsetmiştim biraz.Şimdi iş bulmak için çırpınırken engelli olmanın zorluğunu birkez daha anladım.Şunu da belirtmem lazım ,yukarda yazan engellerden biri de olabilirdi bende ,yanımda bir refakatçi ile iş arıyorda olabilirdim.Elime tutuşturulan başvuru kağıtlarının herbirine kendi imkanlarımla ulaşmak zorunda  olduğum gerçeği zaten herşeyi açıklar nitelikte.Gerisini siz düşünün.
Bu  irdelenmesi ve derhal çözüme kavuşturulması gereken bir konu...Yine  benim değil ama   yeni  bitirmiş olduğum kişisel gelişim ve modern yönetim kursunda Gazi Üniversitesinde adaş ve soyadaşım olan sevgili Gülcan hocamın üzülerek   bize anlattığı, geçen ay yapılan engelli kamu personel seçme sınavında yaşadığı tecrübeden de bahsetmeden geçmek istemiyorum.Görme engelli arkadaşların yanında refakatçiler vardı diyor, biri soruyu okuyor,diğeri de  seçeneği işaretliyor.Çok mu zor yazılıda onların okuma yazma sistemini kullanmak.Zihinsel engelliler sınavında diyor matematiğin   ne işi var.Kaldı ki zihinsel engelli arkadaşımın o sınava tabi tutulmasında nasıl bir gereksinim var.Zaten yapabilecekleri kısıtlı olan bu arkadaşları onlara uygun bir işe yeterlilikleri çerçevesinde uygun bir pozisyona atamak çok mu zor?Diğer arkadaşların yaşadığı zorluklarıda az çok tahmin edersiniz.
Engel onlarda değil,onları kaderlerine terk edenlerin yüreklerindedir.

3 Haziran 2014 Salı

İleostomi & Kolostomi

Geçtiğimiz  yıl ameliyata karar verildikten sonra içimi kemiren tek korkuydu ''ya torba takarlarsa.''Öyle ya teşhis konulduktan sonra o kadar çok araştırma yaptım ki  Crohn'la ilgili,tedavi yöntemleri dahil hemen her konu da ihtisas yaptım sayılır.Forumlar,siteler, yurtiçi-yurtdışı makaleler ve tabiki hasta tecrübelerini  takip ettim.İlaçlar,ameliyatlar,alternatif tıp ,diyetler vs...
Bir aylık steroid tedavisi  ve diyetin ardından sonuç alınamayınca , bağırsaktaki darlık sebebiyle ameliyata karar verilmişti.Ameliyat  olup olmamam benim elimde değildi .Çünkü doktorlarında zaten en  son çare olarak gördükleri tedavi yöntemidir  ameliyat  .Özellikle de crohn hastalığında.  Nitekim  tedaviye ilaçla devam etmem de sözkonusu olmadı. Ben  birazda korkudan dolayı doktorlarıma  ilaç tedavisin biraz daha devam etmek istediğimi söyleiğimde doktorum  ileride oluşabilecek daha ağır bir tablo ile karşılaşılabileceğini ve bunun da daha ağır bir ameliyat olabileceğini söylemesi üzerine  bu fikrimden vazgeçtim.Konsültasyonlar bitipde tam olarak ameliyat moduna girdiğimde cerraha sorduğum tek soruydu torba takılıp takılmayacağı .Aldığım cevap  beni tedirgin etmedi değil,her ne kadar doktor haklı bir cevap vermiş olsa da :) buna ameliyat esnasın da  karar veririz demişti.Benim bildiğim ve doktorun da söylediği bağırsakta darlık olan kısmın alınacağıydı sadece.Ufak bir panik atak durumu olsa da   başarılı bir operasyon geçirdim nihayetinde.  tamamen kendime geldiğimde tabi ki ilk işim  karnımı yoklamak oldu ve derin bir nefes aldım.Torba yoktu.Bağırsağın iki ucu birleştirilmişti (ileoçekostomi).Apandistim alınmış ve Terminal ileum rezeksiyonu yapılmıştı(ince bağırsağın son kısmının alınması işlemi).
Peki nedir bu ileostomi ve kolostomi? Konu ile ilgili  küçük bir araştırma yaptım  sizleri birazda olsa aydınlatmak adına.Tabi ki her zaman en doğrusu bu tarz bir tedavi görüyorsanız veya ihtimal varsa ,kontrolü altında olduğunuz doktorunuzla yakın temas içinde olup sizin   için en iyi olanı ondan öğrenmek olacaktır.

Bağırsağın ağzının karın duvarına açıldıktan sonra  dışkının buraya birikmesini sağlayan  ''torba'' 

İleostomi Nedir?

İnce bağırsağın (ileum) ameliyat ile karın ön duvarına ağızlaştırılması işlemine ''ileostomi'' denir.Böylelikle bağırsak içerikleri karın cildine yapıştırılan bu torbaya boşalır.Normalde ince bağırsaklardaki gıda artıkları kalnbağırsağa geçer ve makat yoluyla atılır.İleostomi yapılan olgularda ise gıda artıkları  doğrudan karın duvarına yapıştırılan torbayla boşaltılır.Değişik nedenlerle kalın bağırsak ve rektumun tamamen alınması veya devredışı bırakılması     gibi durumlarda ileostomi  açılır.İleostomiler duruma göre geçici veya kalıcı olabilir.İnce bağırsak içerikleri sulu olması nedeniyle  ileostomi torbasına gelen atıklar sıvı haldedir. Bu nedenle günde birkaç kez boşaltılması gerekir.

Kolostomi Nedir?

Kalın bağırsağın (kolon) bir ameliyat ile karın ön duvarına ağızlaştırılmasına ''kolostomi'' denir.
Burada da yine dışkı buraya yapıştırılan  torbaya boşalır.Kolostomilerde  stoma (ostomi) genellikle karnın sol alt tarafına açılır. Kolostomiler genellikle kalın bağırsağın hangi bölgesine yapılmışsa ona göre adlandırılır.Örneğin çıkan kolostomi ,yatay kolostomi, inen kolostomi ve sigmoid kolostomi   diye adlandırılır.
Kolostomilr de amaçlarına göre geçici  veya kalıcı olabilir.

Geçici kolostomi:
  • Kalın bağırsak tıkanmaları
  • Bağırsak yaralanmaları
  • Bağırsak delinmesi
  • Doğumsal bağırsak anormallikleri
  • Bağırsakta yapılan bir ameliyatın iyileşmesini sağlamak
  • Ciddi makat hastalıkları ve yaralanmaları
Kalıcı kolostomi:
  • Makatın çıkartılması gereken hastalıklar
  • Kalın bağırsağın son kısmının ve makatın birlikte çıkarılması gereken hastalıklar
  • Makatı kontrol eden kasların  görevini yapamadığı hastalıklar
  • Kalın bağırsağın sonunda kalıcı hastalık olması
Sonuç itibariyle tıp  inanılmaz bir hızla ilerliyor ve ümit ediyoruz ki  gün gelecek bu hastalığı     öyle ya da böyle yeneceğiz...

1 Mart 2014 Cumartesi

Savaş'ın Hastane Boyutu...

Savaş denilince aklınıza hemen top -tüfek,kılıç- kalkan gelmesin:)Bu kez bahsi geçen savaş alannları hastaneler...Neden hastaneler diyoruz değil mi?Çünkü yıllardır vazgeçemeyip kemikleştirdiğimiz,hatta gelenek haline getirdiğimiz malum erkenden kalkıp en ön sırayı alma mevzusu :)
Bundan seneler evvel sabahları hastanelerde bir sıra olurdu,derdikki nhepsini toplasan burdan köye yol olur...Sabahın zifirinde yola düşülür ve listeye adınızı ilk başlara yazdırmak için koştura koştura hastaneye gidilirdi.Listeye adını yazdıranlar bilgi işlem çalışmaya başlar başlamaz hınçla büyük bir kalabalık oluştururdu.Arkadan yükselen ''açılın kardeşim ismimizi duyamıyoruz'' sesleri ile ilk tepkiler yükselmeye başlardı.Bilgi işlem savunmasını aştıktan sonra sıra muayene olacağınız bölümün önüne gelmiştir.Burda işler biraz daha kızışır.İçerde kaydınız olmasına rağmen ve sıranızda belli olmasına rağmen o kapının önünde kitleler halinde bekler hastalar.Sanki o küçücük alan kendilerine aittir.İçerden çıkan o kalabalığı yarıp ıkmak zorundadır.Ve sırası gelen adeta ayaklarının altına kırmızı halı serilmiş edasıyla içeri girer diğerlerinin bitkin bakışları altında.Bu saydıklarım sırada ilk 5 ya da ilk 10'da olanlar için geçerli.Sıra ağırlaşmaya başlayınca ve arada bir ''pardon birşey sorup çıkıcam''diyenlerin içeri girip enaz 10 dakikada çıkmasıyla ufak ufak sesler yükselmeye başlar.Bunlar savaş sinyalleridir.Nitekim saat ilerliyor ve öğle arasına kadar herkes muayene olmak istiyor değil mi?İçerdeki doktorun ne durumda olduğununda pek bi ehemmiyeti yoktur.Hasta olan sizsinizya bakacak nasıl olsa.Asıl cenk bazen arada bir ,çoğunlukla sık sık personelin amcasının gelinin komşusunun çocuğu  gibi yakınları ile birlikte gelip sizi eze eze içeri girmeleri artık savaşı en üst seviyeye getirir.Sabah erken kalktığınıza mı yanarsınız, çektiğiniz yola mı,beklediğiniz saatlere mi şaşırısınız .Halbuki bu gelenek son yıllarda çoktan son bulmuştu.

Sağlık Bakanlığı'nın başlattığı randevu sistemi ile telefon veya internet aracılığıyla muayene olmak  çok kolay ve zahmetsiz.Keza ben öyle yapıyorum.Oda bir başka oluyor ama.Misal; bir iki gün önce randevumu almışım saat 9.15'e Sabah & ya da 7de değil de 8dekalkmışım rahat rahat hazırlanmışım,öyleya randevum var sonuç itibariyle.Kalkıp hastaneye gitmişim.Sıram değil dikkatinizi çekerim saatim geldiğinde isterse sırada 50 kişi olsun muayene önceliği benimdir.Sağlık Bakanlığı böyle bir kolaylığı bizlere sağlamışken ısrarla eziyet çekip (kendi isteğimiz doğrultusunda) bunu da birilerini suçlayarak savaş haline getirmenin anlamı yok diye düşünüyorum.Artık gerçekten birçok yerde kolaylıklar söz konusu .Bu kolaylıklar için Bakanımıza teşekkür ederim
Engelli kardeşlerim konusun da ise daha önce yazmış olduğum konu hala hassasiyetini korumakta. Sağlık Bakanımız sayın Mehmet Müezzinoğlu'ndan bu konu ile ilgili acil bir önlem alınmasını rica ediyorum.http://gezegencrohn.blogspot.com.tr/2014/02/engelli-olann-engelini-kaldrn-bir-zahmet.html

27 Şubat 2014 Perşembe

Probiyotikler Gizli Dostlarımız...

Ne çok duymuşuzdur adlarını bu gizli kahramanların değil mi?Peki yeteri kadar önemsiyormuyuz acaba bu bağırsak dostu bakterileri?Özellikle;yoğurtta, peynirde ve kefir gibi birçok süt ürününde bol miktarda bulunan bu bakteriler vücudumuzda inanılmaz bir şekilde çalışıyorlar.Sağlıklı bir sindirim sistemi için olmazsa olmaz denecek kadar öneme sahipler.Bağışıklık sistemimiz üzerinde önemli etkiye sahip olan probiyotikler canlı bakteri ve mayaları içerir.Hele ki bizim gibi bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanan hastaları da yakından ilgilendiriyor.İmuran,Humira b birçok ilaç bağışıklığımızı ciddi derecede etkiliyor.Bu durumda eksiğimizi tamamlamanın en güzel ve kolay olanı doğal yollardan besin takviyesi alarak bağışıklık sistemimizi güçlendirmek  ve güvence altına almaktır. Ben doktoruma ek besinlerle ilgili ne düşündüğünü sorduğumda bana ek besin aımında bir sakınca görmediğini söyledi.Yalnız dikkat edilmesi gereken şey ek besin alımı ile tedavi amaçlı bitkisel ürün kullanımı aynı şey değil.Biz vücudumuzu desteklesin diye ilaveten,probiyotikler içeren besinler alabileceğimiz gibi yine bağışıklığımıza destek olacak ve bize kuvvet verecek bal,arı sütü ve polen gibi takviyelerden de yararlanabiliriz.

Kefiri hemen hemen duymayan yoktur.Evde kendimizde kolaylıkla mayalayabiliriz.Hazır ürünlerde var ancak şahsen ben tavsiye etmiyorum ,çünkü içerisinde her ne kadarda olursa olsun raf  ömrünü uzatacak bileşenler bulunabilir.O yüzden en garanti yol evde kendimizin yapacağı kefir olmalı.Yine yoğurt ve peyniride kendimiz evimizde yapabiliriz.Hatta yoğurdumuzu meyveli de yapabiliriz.Probiyotikler; bağırsak florasının bileşimini ve aktivitesini olumlu yönde etkileyerek,bağırsak hareketlerini düzenlemekte.Kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerin emilimini ve biyoyararlılığını arttırmakta ve patojen mikroorganizmaların çoğalmasını önleyebilmektedir.Özellikle (herhangi bir hastalık olabilir)  kortizon tedavisi alan hastaların bol bol yoğurt  vb probiyotik zengini besinleri tüketmesi oldukça önemlidir.Kortizonun malesef kemikler üzerindeki yıkıcı etkisi  ve kemik erimesine sebep olduğu  gözle görlür bir gerçek.O yüzden Bu gizli silahşörleri vücudumuza ne kadar alırsak o kadar iyi olacağı kesin görünüyor.
Süt ve süt ürünlerine karşı antipatisi olan veya dokunan hastalar, eczanelerde yoğunlaştırılmış olarak ilaç formunda,toz ya da kapsül şeklinde alıp kullanabilirler.Probiyotiklerin canlı kalabileceği en uygun gıda ürünleri sütle yapılanlar diyebiliriz.

26 Şubat 2014 Çarşamba

Crohn Hastalığı'nın Teşhisinde Kullanılan Tetkikler


Aslında bir çok iç hastalığının teşhisi için kullanılan tetkiklerden bahsedebiliriz.Sadece ayırı tanı olması açısından yapılan detaylı incelemeler var  diyebiliriz.
Başlangıçta doktorunuz şikayetlerinizi dinledikten sonra kanlarınızda özellikle sedimentasyon ve CRP  değerlerinize dikkat eder.Bunlar yüksek ise olası bir enfeksiyondan şüphelenir.İdrar yolu enfeksiyonunu ekarte etmek için idrar tahlili ve kültürü ister.Karın ağrısı ve ishalle ilgili olarak da detaylı bir gaita incelemesi yapılır.Bunların içinde brucella da dahil mikrobik veya parazitli herhangi bir hastalık olup olmadığına bakılır.Şayet bunlarda ekarte edilmişse İnce bağırsak pasaj filmi (ilaçlı film) istenir ve barsaklarınıza röntgenle bakılır.Mesela ben ilk ince bağırsak pasaj filmini yaptırdığımda raporda terminal ''ileumda gül dikeni ülserasyonlar'' ifadesini görünce kendimle biraz alay etmiştim :). Sırada kolonoskopi ve biyopsi vardır ki bu en önemli tetkik diyebilirim.Bağırsağınızı hem yakından görülmesi hem içerden hastalıklı kısım varsa ordan parça alınarak pataloji de bakılması olası hastalık teşhisi açısından çok önemli.Alınan parçalardan biri yine bir diğer bağırsak hastalığını bağırsak veremini ekarte etmek üzere incelemeye gönderilir.Ben Hıfzısıhha hastanesinde yaptırmıştım bu incelemeyi ve yine detaylı bir gaita taramasıda yapıldı orada.Görüyorsunuzki çok ince detaylar var.Ayrıca yine doktorunuz sizden USG veya tomografi de isteyebilir.
Bu detaylı bağırsak araştırmalarının yanısıra endoskopi ile midenize de bakılır.Çünkü Crohn hastalığı ağızdan anüse tüm sindirim sistemini tutabildiği için endoskopik incelemede enaz kolonoskopi kadar önemli.Yine burada belirtmek istiyorum benim endoskopi-biopsi sonucumda raporda kaldırım taşı manzarası izlendi ifadesi yer alıyordu  ve ister istemez bunuda alaya almıştım :) Sonuç itibariyle bende hem duodenal,hem de ileum tutulumu söz konusu idi.Ve bu durum Crohn hastalarının % 5'inde görülebiliyormuş araştırdığım kadarıyla.Çoğunlukla ince bağırsak ve kalın bağırsağı tutan bir hastalık diyorlar Crohn için.
Bütün bu tetkikler sonrasında artık gerisi doktorunuz değerlendirip teşhisi koymasına kalıyor.Ya Crohn,veya ülseratif kolit veya çölyak olabilir buna benzer bir iç hastalığı olabilir.Bu arada belirtileri birbirine çok yakın olan fmf, Ankilozan spondilit vb hastalıklardan şüphelenmişse doktorunuz,sizi ilgili bölümlere yönlendirecektir.